Netflix, 2024 Ekim ayında “Palestinian Stories” adlı koleksiyonda yer alan 32 Filistin yapımının 30’unu platformdan kaldırmıştır.
Bu filmler, işgal altındaki Filistin’deki yaşamı, direnişi ve insan hikâyelerini konu alıyordu.
Kaldırma kararı, insan hakları örgütleri tarafından siyonist lobi baskısına boyun eğmek olarak değerlendirilmiştir.
CODEPINK gibi uluslararası insan hakları kuruluşları, bu durumu “Filistinlilerin kültürel olarak silinmesi” olarak nitelendirmiştir.
Filistinli yönetmenlerin eserlerinin kaldırılması, dünya kamuoyunun israil’in işgal, apartheid ve etnik temizlik politikalarını anlamasını engellemektedir.
Siyonist gruplar, Netflix’in bu koleksiyonunu ilk kez 2021’de hedef almış;
Times of Israel’e göre İm Tirtzu adlı aşırı sağcı israil örgütü, yapımlardaki 16 yönetmeni
BDS (Boykot, Yatırımların Geri Çekilmesi ve Yaptırımlar) hareketine destek vermekle suçlamıştır.
Netflix, bu baskıların ardından yıllar içinde Filistin temsiline alan bırakmayan bir politika değişikliğine gitmiştir.
Netflix’in yeni filmi “Mary”de, Hz. Meryem Ana rolünün yahudi bir oyuncuya verilmesi,
özellikle Hristiyan ve Müslüman toplumlarda büyük tepkiyle karşılanmıştır.
Bu durum, Yahudi kökenli yayınlarda dahi geniş yankı bulmuş, Şalom dergisinde yayımlanan haberlerde oyuncu seçiminin “yahudi kimliğiyle gurur duyan” bir sanatçı olduğu vurgulanmıştır.
Ancak bu tercih, hem dini hem de kültürel açıdan hassas bir figür olan Meryem Ana’nın temsilinde inançlara saygısızlık olarak değerlendirilmiştir.
Netflix’in bu kararı, yalnızca bir rol dağıtımı değil, dini sembollerin politik araç haline getirilmesi olarak yorumlanmıştır.
Netflix, “Fauda” adlı diziyi yayınlamaktadır.
Bu dizi, Filistinli sivillere yönelik iddia edilen savaş suçlarını “normalleştiren”, “meşrulaştıran” ve ırkçı şiddeti destekleyen bir propaganda aracı olarak değerlendirilmektedir.
Dizinin yazarlığı veya üretiminde, Yamas adı verilen ve sivillere yönelik öldürme, gizli operasyon gibi yöntemler kullandığı belirtilen israilli birimlerin üyeleri yer almaktadır.
Bu durum, diziye “savaş suçlarını anlatma” değil, “meşrulaştırma” işlevi yüklemektedir.
Netflix’in bu dizi aracılığıyla israil’in işgal ve şiddet politikalarını kültürel olarak desteklediği,
uluslararası insan hakları hukuku bağlamında ciddi bir sorumluluk yüklediği öne sürülmektedir.
Bu sebeple BDS Movement, Netflix’ten dizinin üretimini durdurmasını, sezonlarının yayınını iptal etmesini
ve mevcut sezonlarını platformdan kaldırmasını talep etmektedir.
Netflix daha önce “sanatsal özgürlük ve çeşitliliğe” bağlılığını açıklamış olsa da,
Filistinli yönetmenlerin filmlerini kaldırarak, tartışmalı dini temsilleri onaylayarak ve israil yapımı propagandatif içerikleri öne çıkararak bu söylemin samimiyetsizliğini ortaya koymuştur.
Bu durum, platformun insan hakları, dini saygı ve özgür ifade alanındaki iddialarıyla açık bir çelişki içindedir.
Netflix, aldığı bu kararlarla yalnızca bir yayın platformu değil, israil’in kültürel ve politik hegemonya stratejisine hizmet eden bir araç haline gelmiştir.
Filistinli yönetmenlerin eserlerinin kaldırılması, dini ve kültürel değerlerin zedelenmesi ve savaş suçlarını aklayan içeriklerin yayınlanması, Netflix’in tarafsızlık iddiasını tamamen geçersiz kılmaktadır.
Bu nedenle Netflix, “Dolaylı Yoldan Destekliyor (Sarı Kıstas)” kategorisinde yer almalı ve boykot edilmesi gereken medya kuruluşları arasında gösterilmelidir.
Delilleri görmek için butonların üstüne tıklayınız...
Delil (1) Delil (2) Delil (3) Delil (4)